17 Kasım 2016

DÜN DOĞMAK / BUGÜN ÖLMEK


07.09

Bir gününü yıllar önce kaybettiğin anneni-babanı hatırlamadan tamamlayamıyorsan, yaşlandın demektir.
Bir günün çoğu anını, geçmişi düşünerek yaşıyorsan...ölüyorsun, demektir!



11.09

Dün doğmuşum..Dün! Sanki..Peki ya ölüm? O da bugün! Yaşanan zaman bilinçte  tam 1 gün!


12.09

Gençlik yıllarında tüm duygu ve düşünceler kesin ve abartılıdır.Yanıldığını anlayacaksın, zamanın geçmesini bekle.

Sarhoş olmanın ve aşık olmanın en güzel yanı, hayata hakkettiği değeri vermektir: koskoca bir siktir!

Eski şarkılar, eski aşklar,  gibi; hatırlamaya çalışırsın, bir kaç söz dökülür dudaklarından. Hepsi hepsi bu!



28.09

"Herkes hikayesi ile yargılamaya katılmalıdır.."
"Ceza bir intikam aracı değildir.."
"Karar doğru ise, intikam alınmış demektir."

"Adalet Oyunu" filmimde kullandığım bu sözler, bir düşünürün "geçmiş, hakkında karar verilmesi gereken bir şeydir"sözünün yansımaları olsa gerek. Metinler arasılık!

Sinema en asil duyguların görüntülü /sözlü imgelerle sunumu.



05.10

Dil içindeki eylemlerin bütünü "dil oyunu" ise  ve bu oyunlar uzlaşıma bağlı olarak birileri tarafından kuruluyorsa (V. Wittgenstein) neden insanoğlu oyunda/yaşamda  kurucu olmak yerine figüran olmayı seçer ?

Elinde bayrak, ağzında marş, kalabalıklar içinde olmak! Başkalarının yazdığı oyunda olduğunu bile fark etmemek! Ne garip!



07.10

Orta yaşı geçmiş çiftlerin dakikalarca konuşmadan, birbirlerine bakmadan yan yana durmalarını izliyorum. Sebep artık kopan iletişim mi,yoksa sözsüz ve bakışsız da sağlanan derin iletişim mi?Yanıtını yüzlerinden anlıyorum; o da bana kalsın!

Martin Heidegger'in  "Varlık Ve Zaman" isimli eserini okumanın güçlüğü, sanırım ismine aldığı iki kavramın tarifinin kişide başlayıp kişide bitmeyen o  sonsuzluğu.

Bir kavramın bilinçten ayrı gerçekliği, ancak ve ancak bilinçte anlam kazanıyorsa, onunla nasıl başedilir: Zaman?



16.10

Yaşadığın her anı duyumsamak mı istiyorsun, çocukluğunun geçtiği mekanlara dön! ... Hayatının kalan kısmını orada tamamla! Geçmiş zamanın yoğun izleri ile dolu  atmosferi her saniye  iliklerine kadar hissedeceksin..Ve sorduklarında "koşturuyoruz" demeyeceksin.




28.10

İlk derste 3 temel soruya eksik-hatalı yanıt veren odtü'lü akademisyen öğrencim, ara molada  gitmiş.
Yıllardır sinema üzerine eğitim alıp,"sinema nedir" sorusunda afallamak tarzında bir şeydi ortada yaşanan..Yine de bir mahsur yok gidişinde .Her şey " ben gidiyorum" bile demeden ayrılmasının alt metninde gizli.

Yaşlı balık, genç balıklara: "su nasıl çocuklar" demiş . Genç balıklar birbirlerine şaşkın bakmışlar: "Su mu? Su da ne ya ?



30.10

Boşandıktan sonra çocukları ile daha sık görüşen baba! Vicdan ne garip bir şey!



3.11

Hissettiklerini yazmak için bildiğin tüm sözcüklere başvuruyorsun; ama yetmiyor..Dil,düşüncenin ardında kalır mı? Düşünce, dilden bağımsız olur mu?

Bu hayatta başka bir şey var; görüntüler yasaların çok üstünde!



8.11

Gün boyu en ciddi faaliyetlerinden en sıcak sohbetlerine, eğer yaptıkların ya da konuşmaların karşıdakinde en azından bir gülümseme doğurmuyorsa, odun geldin dünyaya odun gideceksin,demektir.
Mizah, zarafetin, inceliğin ve tabi zekanın dışa vurumu!



 .

02 Eylül 2016

Yaşam Oyunları


17.08.

Sözcüklerin değeri davranışlarla bütünleşmeden anlam ifade etmez.Sinema bu yüzden sözcüklerin değil, tıpkı yaşamdaki gibi daha çok  o sözcüklerle zıtlaşan eylemlerin sanatıdır. Gerçekliği buradan gelir.Yaşam o noktalarda okunur.


20.08

Haftada bir gün katıldığım kemoterapi seanslarında o gün nedense kimse konuşmuyordu. Sağımda ve solumda oturan 7-8 hastaya baktım;sanki hepimiz yan yana dizilmiş  bir mezarın içindeydik. Hiç birini tanımazsın;ama yan yana dizilmişsin.2 hemşire de  o gün neşeli değillerdi veya bana öyle geldi; bankın arkasında oturmuş biri bilgisayarla,diğeri cep telefonuyla ilgileniyordu. Bazı refakatçılar arada odanın kapısından başını uzatıp  uyuyan yakınlarına  bakıp çıktı..Tuhaf bir sessizlik..
Sadece ilacı biten hastaların toparlanıp giderken geride kalanlara: "geçmiş olsun" dediği klişe anlar mıdır, orada bize yaşadığımızı hissettiren..

Ankara Kız Lisesi'nde matematik öğretmeni Kemal Şengel'in tahtada  formüller yazarken: "zil çaldı hocam" diye ikaz ederek gürültüyle toplanan sınıfa, sırtını bile dönmeden kapıdan çıkarken söylediği:"daha hayatınızda çok ziller çalacak" sözünü, o 40 kişilik sınıfta bu gün hala hatırlayan var mıdır acaba, benim gibi..

Arkadaşlıklar müsait zamanlar için çok önceden alınan randevularla sürdürülmeye çalışılıyor.. Teklifsiz gidilen zamanlarda kapı açıldığı anda  gözlerdeki o  ışık geçmişte kaldı. Değişen değerler, dönüşen insanlık!

22.08

Yıllarca arayamadığın arkadaşların vardı ve sen sürekli bu durumu kendi kusurun olarak algıladın. Bu içsel minik azaptan  kurtulmak mı istiyorsun; görüş onlarla. Yanlarından ayrılırken anlayacaksın, kendi içlerine dönük yaşamlarında zaten sen yoktun. Olması gereken de bu değil mi zaten, sen de öyle değil misin, ne bekliyordun ki? (Germencik dönüşü.)

Kalabalık ortamda herkes  tartışılan konuyu, ama mutlaka kendi statüsüne bağlayarak açıklamaya çalışır.Bir an sessizlik yakalarsan kendi fikirlerini söylersin, "bakın bu konuda ben çok düşündüm, aslında doğru-yanlış diye bir şey yok, iyi-kötü durumlarla değişen insan doğası var; bu yüzden yüzeydeki insan doğasından  değil, derinde yatan durumların doğasından yola çıkarak tartışalım"dersin. Sonra senin konuşman biter, herkes genelde  kaldığı yerden aynı düşünceleriyle devam eder..İşte bu aradaki an Sinema'dır..

Ve bunun bilincinde olan yönetmen sonuçta sadece kendisi için film çeker!
Çekmezse mutsuz olur;çekerse mutlu olmaz.



26.08

Tanıştığın ilk anlarda aşırı samimiyet gösteren, elini omzuna atan, sarılan, telefonunu veren, arayan, evine iş yerine uğrayan  birisinin  bir süre sonra birden bire neden ilgisini tamamen çektiğini mi düşünüyorsun? O aşırı ilginin sahteliği başka nasıl finale varacaktı ki..

3 kuruşa muhtaç birine yardım et, durumunu değiştir; yaşamı boyunca hatırladıkça en çok senden nefret edecektir!


28.08

Yarım kalan aşkların "keşke"leri, yıllar sonra sanal alemde gördüğün onun aile fotoğrafları ve daha önemlisi paylaştığı fikirleriyle "iyi ki" ye dönüşüyor. Büyük ihtimal o da bizim için aynı şeyleri düşünüyordur: "iyi ki... !"

Mesaj arttıkça anlam azaldı; bu da modern yaşamın bir oyunu olsa gerek.

Oysa "hatırada kalan şey değişmez zamanla" (A.M.Dranas)


Paranın adını hiç anmadan geçirdiğin  bir günün, sisteme karşı başarılmış küçük bir darbedir..Ama asilliğin için ilk basamak, zengin yaşamın içinse büyük devrim!


Yazı yazarken klavyenin üstüne yatarak faaliyeti sonlandıran Pakize:"boş ver bu lafları, yararsız şeyler" der gibi..Her eve bir kedi lazım!


Herkes hayatının nasıl nihayete ereceğini merak eder.Sana bir teşhis konduysa artık rahatla, ilk büyü bozuldu yaşamında. Kaza,farklı bir hastalıkla aniden terki diyar etme durumları olsa da, diğerleri gibi bunu pek olasılık hesabına almazsın..Şimdi  yaşamıma daha farklı odaklanma zamanı.

"Bir büyük boşlukta bozuldu büyü....Alıştığımız bir şeydi yaşamak " (C.S.Tarancı)  durumu  zaten hep var.



"İçimizdeki Şeytan" romanına başlıyorum..Sabahattin Ali ile oturup konuşacağım için heyecanlıyım.














14 Ağustos 2016

Düşleyen Düş




28.06.2016

Sürekli hayat dolu, çevresine neşe saçan, eğlencesi bol bir insanla uzun zaman birlikte olmak ne büyük bir işkence. Düşüncenin yoğunluğu dramadır;  yüzeyde  komedi olarak dışarıya yansısa bile..
Chaplin'i izle! Gülüşün sahteliği ile gerçekliği arasındaki fark..


Birbirine benzer binalarda, birbirine benzer insanlar yaşar ve en çok birbirlerine benzememekten korkarlar; bu düşünceyi hiç bir zaman itiraf edemeseler de..


Başkalarının yapabileceği bir işe yıllarca her sabah aynı saatte koşarak gitmek..Ve bunun olağan yaşam biçimi olduğunu düşünmek..Özü kaybetmek..Kaybettiğini fark etmemek..Ne garip!


07.07.2016

"En son ne zaman gökyüzüne baktın" mealinde bir cümleyi edebi  bir anlatı içinde okuyup ardından  hemen balkona çıkıp kafasını yukarı kaldıran kişinin zihinsel dönüşümüne edebiyatın etkisi sınırlı olacaktır..
Karşılaşmalara hazır değilsen, karşına çıkan şeyin değerini nasıl bilebilirsin ki?..O kitabı okumadan gökyüzüne bakmalısın zaman zaman!



13.07.2016

Hiç tanışmadığım vefat etmiş birinin gazetedeki yaşarken çekilmiş portre fotoğrafına uzun süre bakamam..Bakışları yaşayan bana çok şey söylüyor,beynim uğulduyor..”Sus” diyorum,  “biliyorum; ama  sen de öyleydin, yapabileceğimiz  bir şey yok!”



01.08.2016

"İki burjuvanın konuşması derinleştikçe midem bulanıyor" sözünü ( Dostoyevski) ilk okuduğumda çok kötü hissettim kendimi..Korkunç bir  gerçekliği "ötekiler" diyerek hemen savuşturamam..


04.08.2016

Tıpkı  yıllar öncesi gibi..O duyguları hissetmek için  güneş tam tepedeyken seçiyorum bu yolculuğu..Sayısız kereler yürüyerek veya bisikletle geçtiğim  doğduğum kasabanın ara sokaklarını tamamlayıp o tek katlı avlu içinde eve varıyorum..17 yıldır uğramadığım o ev aynen duruyor..Yaşayanların çoğu yok..Düşlerimde ölüler, dilimde bir Aztek yazıtındaki kısa cümle:”bizi düşleyen bir düş var!”


Acının sınırlarında gezmeden boş yapraklara anlam veremezsin..O halde insan niye mükemmel bir eser yaratamıyorum,diye hayıflanır ki..Yaşamayı seçmenin nesi kötü?

08.08.2016

Neden insanlar yeni tanıştıkları birine “evli misiniz?” diye sorarlar? İnsan doğar, büyür, evlenir ve ölür değil ki;insan doğar, büyür, sevişir ve ölür! Doğal olan yaşamda budur..Ucuz beyinlerin aklınca karşı tarafa yönelik tahakküm sözleri.


09.08.2016

Hep eksik bir şey var yaşamımda; kavuştuğum anda bile tamamlanmayan..Ne güzel..


Roman sanatında zorlandığın anlarda tıpkı bir göz bağcının el çabukluğu marifeti ile seyircisinde yarattığı yanılsama gibi,sen de  metnini güzel sözcüklerle süsleyerek okuyucunu oyalayabilir ve istediğin sonucu da kısmen alabilirsin.Oysa sinema sanatında o koca perdede kaçacağın bir yer,sığınacağın bir sözcük yok.Göz bağcıya izleyicinin tahamülü yok.. Çırılçıplaksın! Bu iki sanat dalı arasında hiyerarşik bir derecelendirme değil,sadece farklılıktır bana göre..

13.08.2016

Yerleşik hiç bir değer yargısı olmayan biri ile fikir tartışmasına girmenin trajik yanı, ortamdan daima muzaffer bir eda ve gülümsemeyle ayrılmaktır.



20 Haziran 2016

İÇ SES/ GÜN/ GECE


15.06.2016

Tüm hayatını küçük bir delikte geçirmek zorunda kalsan ne hissederdin? O halde niye hissetmiyorsun; evreni düşün!

Verili ömrünü nerede ve nasıl yaşayarak tüketeceğine bir türlü karar veremeyen insan,bilmez ki başka yaşamlarda düşündüğü zamanların umulan  zenginliği, o kararı uygulamaya başlamadan önce düşlerinde yarattıklarıdır.Oysa girdiği her yeni dünyada bir zaman gelince bakacak ki gene geçmişi olmuş!

16.06.2016

Değerler kendi içinde doğası gereği karşıtını da taşıyorsa, sevilmek sevgisizliği de potansiyelinde sürükler.Terk edilmek değerlidir; sen eğer yeni yaşamların büyüleyici belirsizliğini karşılamaya hazırsan..Yarınları bekle..


18.06.2016

Boşalma sonrası sendromu biraz önce seviştiğin kadının düşüncelerini sıfıra yakın bulmandan kaynaklıdır genelde..Sakın o durum  içi boş ego dünyanın karşıya yönelik sığ yorumu olmasın..Her hayat nitelikli bir edebiyattır aynı zamanda,okumasını bilen için.

İlk tanıştığın yıllarda tane tane konuşmasına, sessiz duruşlarına hayran olduğun kişinin  " hızlı konuş be adam!"  "bu sessizliğin beni deli ediyor!" dediğin aşamadır evlilik.

19.06.2016

Erken verilmiş bir kararın telafisi her zaman mümkündür; sen ertelediğin kararların yıkımlarından kork!

Bilginin daima  alınan kararlardan sonra edinildiğini bir kitapta öğrendiğim günü hatırlıyorum;şok olmuştum.Oysa o güne kadar "bir kitap okudum,hayatım değişti" klişesini yaşantıma sokabilmek için ne kadar çok çabalamış ve her defasında başarısız olmuştum. Şimdi artık altın bir anahtara daha sahip oldum, yarattığım yapay  zorluklarda  önümü açan.

20.06.2016

Hastane odasında ameliyat yaralarının acısı ile uyandım.Yan koltukta tüm gün ve gece benim için koşuşturmaktan yorgun düşüp uyuya kalan refakatçim Gülşah'ın yüzü.Zorlukla kalkılan yataktan pencereye doğru gittiğimde, günün ilk ışıkları altında Ankara...Kim bilir kaç kişi deneyimledi bu anı yaşamında;ama   sadece o deha yaşamın acı ile mutluluk arasında salınan bu düşünce dizgelerini yan anlamlarla yüklü alt metinle sahneleyebildi.( İngmar Bergman.Fısıltılar ve Çığlıklar )

Çocuklar saf ve masum! Neden? İhaleye fesat karıştırmadıkları için mi? Yoksa sevgililerini aldatmadıklarından mı? Yargıların somut durumun somut koşulları içinde verilmesi gerektiğinden habersiz düşünme özürlü yığınlar! İd'in tahakkümü altında yaşayan çocuk kırar,döker,gammazlar, yalan söyler,daha fazlasını ister vb. "İçimdeki çocuk" diyerek kendine hakaret etmeyi bırak!

Politik konuşmalarını tarafsız bir nesnellik süsü katarak yaparken, o fikirlerinin tamamının çıkarlarına dayalı öznel düşüncenden kaynaklı olduğu dışarıdan fark edilmiyor mu sanıyorsun? Komik!

06 Mayıs 2016

BOŞLUKTA


18.01.2015

Bir fikrin açıklamasını sonuçta ölüme bağladığımızda, o fikir gerçek anlamıyla kavranmış demektir..
Yaşamı ölümle anlamlandırmak..

22.01.2015

Kafası karışık olmayan insanlar arasında hissettiğim tek şey "yalnızlık."

7.02.2015

Bir filmi sadece bir defa izleyen kişinin filmle ilgili hatırlayacağı tek şey o filmi  izlediği ve finalidir. Finale odaklanmadan süreçlerde gizli asıl gerçeklik ve mana, o film 2.kez izlenmeden nasıl hakkıyla kavranabilinir ki..

Yaşamsal olguların sonuç estetiğinden uzak asıl anlamını sorgulamak ve bulmak..Analitik zeka!

8.02.2015

Sinemaya olan tutku derecesinde bağlılığım, evlilik kurumuna duyduğum soğukluğun sebebini de açıklıyor: ilkinde her gelen sahnenin bilinmeyen şaşırtıcı büyüsü, diğerinde tüm yaşanacakların enformasyondan uzak görüntüsü. Bazıları bu değerlendirmeme katılmayabilir; kendi evliliği hakkında yaşadıkları anların ona bu şekilde hissettirmediğini de söyleyebilir..Ben sadece perdedeki filmle  aramdaki mesafe gibi dışarıdan gördüğüm tüm evliliklerin bende bıraktığı intibayı söylüyorum....

"Benim hayatımı,evliliğimi yaz,çok farklı"diyene, "Anna Karanina"yı oku, sonra tekrar konuşalım, derim.

16.02.2016
Yaz zamanı yolun kenarına park ettiği aracının yanına attığı sandalyede,kışın ise aracının içinde günde 10 saate yakın müşteri bekleyen tesisatcının  yaşamını benim gibi sadece pencereden izleyerek yazamazsın.. Bekleyiş anındaki varoluşsal tüm kaygılar, işçinin sınıf bilincini oluşturan koşulların derin araştırmasıyla çözümlenir ve perdeye yansıtılır..
Bilincin sığlığında yaratılan karakterlerden örülü  çöp sineması!


13.04.2015

Sinema görmediği izleyicisini, karakterleri aracılığıyla perdeye taşır.
Görünen karakterin , o sahnede olmayan karakterin zamanını taşıması gibi...Sanatçının vicdanı da işte tam o noktada ortaya çıkar.

Sanat her öğesi ile gerçekliğin sadece yüzeysel bir taklidi olsaydı ona ihtiyaç duyulmazdı..
 Görünen aracılığıyla görünmeyenin farkında olmak!..

18.04.2015
Ben sadece içimdeki boşluğa yürüdüm. Şimdi gecenin bu vakti oturmuş, "hiç bir şey beni şaşırtmıyor bu alemde" derken, ne bekliyordum ki?..

7.10.2015
Ulaştığın anda kendi içinde doğası gereği başka bir arzu doğurmayan hedeften kaçın! Yoksa bulduğun sadece değersiz bir son olacaktır.

26.11.2015

Bir tanrıtanımazın sakince ölümü kabullenmesi karşısında, koyu bir dindarın son saatlerini vaveyla ile geçirmesi..Komik! Hiçlik, cennetten daha mı güzel acaba?

21.01.2016
Gerçek bir entelektüelin intihar arzusuna kim engel olabilir? Böyle birisi ile karşılaşan psikiyatrisin acınacak çaresizliği..

Dışarıya çıkmalıyım.

22.01.2016
Sayfadaki karakteri anlatan satırların, perdedeki karakteri gösteren  görüntülerin altını hafifçe kazıdığında karşımıza çevremizdeki insanlar çıkar. Biraz daha kazıyınca kendimizle karşılaşırız.
Daha fazla devam etmeye gerek yok, çünkü o noktadan sonra karşılaşacağımız kişi eserin yaratıcısıdır.
Sanırım buna kimsenin ne ihtiyacı ne de zamanı vardır!

Biçim ve içeriğin kusursuz  uyumu sanatta yöntemin yüzeyde olması sorununa yol açar.Uyum dışarıdan ilk bakışta fark edilmeyecek şekilde eserin derininde olmalı..Düşünmeden görülmemeli.

17.03.2016
Eski sağlığıma kavuşursam eğer yapacağım şey ne birileriyle hesaplaşma, ne nedamet, ne de olmayan keşkelerin giderilmesi...Önceki kaldığım yerden devam edeceğim..Ne güzel! Çünkü kavuşamayabilirim.

18.03.2016
Hastane koridorlarında volta atarken  geçen zamanın, dışarıda geçen zamanla aynı olduğuna inanmak zor.Askıya alınmış akrep ile yelkovanın dinginliği  anneannemi hatırlatıyor; ne kadar yavaş hareket ederse, bende de o kadar hakkında anlam yaratıyordu. Hızın içinde var olan insanlara baktığımda gördüğüm  sadece boşluk!

19.03.2016
O anı değerli kılan, yaşanılan güzellikler kadar, içinde bulunduğumuz durumun dışında kalan yarınlara dair arzularımızın zenginliğidir..Bu yüzden mi sık sık eskilere dönerek o anı değil, aslında çocukluğumuzu ararız.

22.03.2016
Yıllarca başkaları ile girdiğin ilişkilerde kadın olarak sahip olduğun o şeyle aranda travmatik bir durum (gerilim) vardı. Şimdi orta yaşını çoktan geçtiğin bu günlerde artık onunla ne yapacağını tam bilemiyorsun..Neyse en azından işemene yarıyor..Eh bu da bir şey.

11.04.2016
İnandığın bir dünyanın perdede tasdiklenmesi güzel bir duygu şüphesiz..Ama inançlarını sarsan bir filmle  karşılaşmak..Ruhlarımızın özellikle bu günlerde buna ne kadar çok ihtiyacı var.."The Reader (Yönetmen Stephan Doldry.)

Keşkelerimi azaltmak için daha fazla film izlemeliyim..

17.04.2016

Çok sesli bir müzik parçasında sanatçının söylediği sözlerin notası, ona eşlik eden notalardan farklıdır.İyi skorlanmış bir film müziği de aynı şekilde perdede görünen karakterlerin diyaloglarına değil, sahnenin alt metnine nota yazar.
Sessizlik..Onun tarifsiz gücü gerçekliğinden gelir!

"Oynamak değil,olmak tüm mesele." İyi niyetle söylenmiş ne berbat bir düşünce!..Oysa ne oynamak ne de olmaktır sahnede arzulanan..Oyunculuk ikisinin arasında ve onları aşan bir yerde konumlandırılmalıdır.
Aksi olsaydı bir işçiyi işinin başında, bir sevgiliyi aşığının yanında vb gizli kamera ile çektiğimizde perdede niçin bu kadar abartılı kaldıklarını anlamamız mümkün olmazdı.

28.04.2016
İlk sahnede çok oyalanma, henüz izleyicide tematik duygulanım başlamadı.Görünenle hissedilmesini istediğin ortak anlam  önceki ve sonraki sahnelerle kurulur. İlk plan sekans çoğu kez yapay ve yararsızdır.
Tarkovski..İlk imgeyle başlayan insanlığın dramı..


01.05.2016
Senaryo yazmaya uzun bir ara vermemin sebebi yaratıcılığıma olan inancının  mı, yoksa başkalarına olan inancımın mı zayıflaması?.. Bunun yanıtını bulduğumda tekrar deneyebilirim..

02.05.2016
Ölümün gelecek zamanda gerçekleşeceğini düşünürüz; oysa yaşadığı gibi bilincimizin ölüm anı da şimdiki zaman kipidir.
Yaşam ve ölüm: şimdiki zaman sanatı...Ve bu durumun  farkındalığıyla   ölümle hesabını yapmış insan, daha anlamlı  bir "şimdiki zaman yaşamı" kurabilir kendine...Belki..

Bir filmin öyküsü bu günü bırakıp ister tarihin bir sayfasında, isterse  de geleceğin bir fantezisinde geçsin, sinema salonunda zaman makinesine binip o döneme gittiğimiz anda perdede görülen daima şimdiki zamandır. Belki de bu yüzden hiç bir sanat dalı  yaşamın gerçekliğine sinema  kadar nüfuz edemez; mucizesi oradan gelir..